Ekolojik Mücadele ve Örgütlenme

Bu yazı Polen Dergi'nin 7. sayısında yer almıştır.

0
69
örgütlenme modelleri

Örgütlenme nedir? Nasıl olmalıdır? Nereden başlamalı nereye doğru yol almalıdır? … gibi tam olarak tanımını yapmakta zorlanacağımız, hadi yaptık diyelim aradaki boşlukları doldurmakta duraksayacağımız örgütlenme gibi devasa bir konuya bir de ekolojik bakışı eklemek oldukça zor. O nedenle, yazdıklarımı tüm eksiklikleri ile birlikte ele alarak kısmen de olsa yeni bir ekoloji mücadelesini ve onun örgütlenmesinin çerçevesini çizmeye çalışalım.

Sözcükler anlaşmış gibi karşımıza hep fırınlanmış örgüt tanımları sunuyor. O nedenle farklı
sokaklardan ilerlemekte yarar var. Örgütlenme süreci, yapılanması ve gelişip olgunlaşması aşamalarının her birinde neyin karşısında duruyor ise onu radikal olarak eleştirmeli ve hatta bu eleştiriyi orjinine almalı. Kapitalizmin radikal eleştirisini merkezine almayan ekolojik bir örgütlenmenin bugünün şartlarında başarılı olma imkanı yoktur!

Bir kere eylemin içine insanı davet etmek kadar, insanın içine de eylemi davet etmeli. Yukarıdan aşağıya inen örgüt modellerine genellikle hayır denir. Onun yerine tam tersi olduğu savunulan yatay örgütlenme konur. Bu gereklidir ama yeterli değildir. Unutmamak gerekir ki bir şeyin tam tersini söylemek, onu olumsuzlamak yeni bir şey söylemek değildir. Bir şeye hayır deyince o şey yok olmuyor malesef.

Biraz daha ilerleyelim. Dikey yada yatay örgütlenme modelleri içlerinde fazla miktarda mekanik parça barındırır. Öklid geometrisinin her şeyi formüle eden anlayışı ister istemez bu iki modelin içine sızar. Kartezyen yapı anlayışı devreye girer. Dikey konum, ona nereden baktığınıza göre değişir. Aynı şey yatay konum içinde geçerli. Yani, yatay dikeye dikey de yataya dönüşebilir. Ama bu dönüşümler onların hareketli oldukları anlamına gelmez. Benim önerdiğim ekolojik örgütlenme modeli elips şeklindedir.

Elips tipi örgütlenme konumuna göre iki (bu iki yer değiştirip çoklu olabilir) merkeze sahiptir. Merkezler de hareket halindedir. Elips, hem yatayı hemde dikeyi içermesi, içinde eritmesi anlamında da değerlidir. Bu örgütlenme biçiminde her noktaya ve herkese temas etmek mümkün. Sürekli hareket ve yer değiştirme söz konusu. O nedenle başlangıcı ve bitişi aynı noktalar değil.

Elips tipi örgütlenmede saldırı altındaki hedefler sürekli gündemde tutulur. Saldırının geçmesi, yağmanın önlenmesi, geçici tedbirler alınması olayın gündemden düşmesine neden olamaz. Bu anlamı ile sabit hedef anlayışı yoktur. Talan, işgal ve yağmaya uğrayan alanlar arasında öncelik sonralık ilişkisi de olmamalıdır.

Eylem ile prova, tören vd. arasındaki ayrım net bir şekilde ortaya konulmalı. Eylem ile diğerleri aynılaşırsa (ki çoğu zaman aynılaşıyor) bu kez karşımıza mekanik eylemcilik çıkmakta. Mekanik eylemcilikte; seçili özel gün (çoğunlukla hafta sonları), önceden duyurularak sabitlenmiş ve kontrol altına alınmış aktiviteler söz konusu. Her şeyin önceden planlanması, resmi geçit türü mantıkla soslanmış törenleri andırmakta.

Öncelikle şunu belirtelim: Protesto ile şikayet etme arasındaki gri çizgi netleşmeli. Sadece şikayet etme yeterli görülürse o zaman şikayet edilecek makam aranır. Bulunduğunda da sorun çözülür ve rahatlanır! Umutlu umutsuzluk duraklarından da uzaklaştıran yapıyı içerir elips tipi örgütlenme. Biraz açalım bunu. Bir şeylerin değiştirilebileceğine gerçekten inanmayan, kıyısından köşesinden tutan, az oradan az buradan… Tam bir canım taş atmak istiyor ama taşın canı istemiyor hali.

Bir durum tespiti ile devam edelim. Baskının dikey örgütlenmesi sorunlarımızı numaralandırmakta: 1.sorun, 2. sorun… gibi. Bu numaralandırma sonucu birinci sıradaki sorun (gerçekten sorun olup olmadığı çoğu zaman tartışmalıdır) öne çıkmakta (çıkarılmakta) ve diğerlerini geriye itmekte. Bundan en fazla da ekolojik mücadeleler nasibini almakta. Ekolojik mücadelenin öznesi de yeniden tanımlanarak ele alınmayı beklemekte. Bugün bile özne derken özneden tam olarak bahsetmiyor, bilerek yada bilmeden geçiştiriyoruz. İleride bu konuyu daha detaylı inceleyeceğimizi belirtip şimdilik noktayı koyalım.

Elips tipi örgütlenmenin en önemli ayrımlarından bir tanesi de kullandığı dili olacaktır. Yeni bir dil yaratmanın acil önemli olduğu günlerden geçiyoruz. Bugün iklim krizleri ve ekolojik yıkıma sol ‘dan bakanlar (tabi ki tümü değil) gezegenler arası dil kullanıyor! Böyle olunca da sorunu anlamak, derdini anlatmak zorlaşıyor. Yeni dil, sorunun sadece anlamakla çözülemeyeceğini bunun ilk aşama olduğunu ısrarla belirtmeli. Bugün kullanılan dilin ikili yapısı yani önce sorunu tanımlayan sonra çözüm arayan mantığı mücadeleyi ve yöntemlerini birbirinden ayırıp parçalamakta, aralarındaki mesafeyi uzatmaktadır. Bu da sorunu sadece anlamanın yeterli olacağını düşünen, bir adım daha atmaya çekinen anlayışları öne çıkarmakta. Yeni dil, aradaki mesafeyi önce kısaltan, sonra da parçalanan (mücadele – yöntem) yapıyı birleştirici etkide olacaktır.

Yeni dil, birebir konuşmayı da yeniden tanımlayacaktır. Birebir konuşmanın bir kişi ile yüzyüze konuşmaktan, tabiri caizse onu kafakola almaktan ibaret olmadığını, mücadelenin gerçek öznesi ile konuşmak olduğunu hatırlatmalıdır. Buradan hareketle bir ekleme yapalım: Öznelerin bakış açılarını anlayamazsak hareketin kendisini de anlayamayacağımızı belirtelim.

Elips örgütlenme, şimdiki zamanı, yaşadığımız anı hedefine alır. Gelecek üzerinden konuşmak, vakit darlığından söz etmek ve zamanın olumsuz yönde ilerlediğini vurgulamak önemli ve gereklidir. Fakat, bilincin tam oturmadığı, olgunlaşmadığı anlarda ters tepkiye, yılgınlığa, boşvermişliğe neden olabilir; şimdiki zamanda bir şeyler yapmak anlamsız hale dönüşebilir.

Kısa ve orta dönemler geçiş dönemleri ile birlikte anılır ki doğrudur. Dikkat edilmesi gereken geçiş dönemlerinin acemilik taşıyan isyankar ruhlarının doğru yönlendirilmesi olmalıdır. Bu da sabırlı yönetimi gerektirir.

İki önemli nokta daha var . Birincisi kendi durumunu (ekoloji mücadelesini) haklı çıkarmak,
ikincisi de karşımızdakileri bu haklılığa inandırmak. Yukarıda tanımlamaya çalıştığım ikili dilin yapısı haklılık ve inandırıcılık arasında ki mesafeyi uzatmakta.

Ekolojik örgütlenmede başka iradeye değil yeni siyasete ihtiyacımız var. Ekososyalist paradigma yukarıda anlatmaya çalıştığım eksikliklere, geçici çözümlere karşı elimizde bulunan sihirli bir değnek değil. Fakat eldeki en mantıklı çözüm yollarını öneren de yine o. Ekososyalizmi eleştirel gözle yeniden okumalı, özgürce tartışmalı, yanlış ve eksiklerine kafa yormalıyız. Elips tipi örgütlenme, eleştirel ekososyalist paradigmayı inşa etmelidir. İlk adım, hareketin lideri hareketin kendisi olmalıdır denilerek atılmalıdır.