Halkın Yeşil Yeni Anlaşması: Engeller ve Beklentiler

Bu makale Polen Ekoloji Kolektifi ve Abstrakt Dergi'nin ortaklaşa hazırladığı "Kapitalizm ve Ekolojik Yıkım: Mücadele Yolları ve Alternatifler" başlıklı dosyada yer almaktadır. Max Ajl, makalesinde Yeşil Yeni Düzen önerilerini değerlendirirken, halkçı bir alternatifin hatlarını da ortaya koyuyor.

0
464

                                   Click here for English version.

Bu yazı ilk olarak şu akademik yayında yer aldı: Agrarian South: Journal of Political Economy 10(2) 371–390,  

    Çeviren: Onur Yılmaz

Giriş

Yeşil Yeni Anlaşma (YYA) (Markey, 2019Ocasio-Cortez, 2019) şimdilerde küresel iklim değişikliği etrafında dönen söylem ve siyasete çekim kuvveti uygulayan gök cismi gibi bir şey. Korku, merak, huzursuzluk ya da fırsat tetikliyor. Kimi durumlarda ulusal sorun konusunda yan çizen (Rockefeller Vakfı tarafından fonlanan) platformlardaki Kuzeyli akademisyenler şimdi Güney için gündem tayin etmeye çalışıyor (Cohen&Riofrancos, 2020). Diğerlerinde ise benzer mekanizmalar Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı gibi çok taraflı ve geleneksel olarak Güneyli kurumlarda kendine yer buluyor (yakında çıkacak olan Perry; UNCTAD, 2019) ya da iklim borcunu daha ucuz ve anlaşmaya uygun borç iptali anlaşmalarıyla simyevi bir şekilde değiştiren ve ulusal sorunu reddederken (Ahmed, 1981) Kuzey-Güney entegrasyonunu öneren daha önceki ölümcül derecede kusurlu girişimleri ezberden okuyan, “otonomi” gibi moda tabirlerle dilini süslemiş genellikle Kuzey odaklı akademisyenlerden (çeşitli kaynaklarda, 2020) “paktlar” olarak ortaya çıkıyor. Ve yine diğerlerinde de, YYA’ya yaratıcı bir şekilde el koyuluyor, yeniden biçim veriliyor ve Güney’in önceliklerini yansıtacak şekilde son kat boyası vuruluyor (OSAE, 2020).

Yine de YYA tartışmalarının çoğunda çevresel krizin, kapitalizmdeki değişimlerin ya da söylemin üretiminin politik ekonomisinde çıpayı atacak yer eksiktir. Aşağıda, mekan ve zaman katmanları -ABD’nin birikimindeki değişimler ve zorluklar, daha geniş çevresel kriz ve Merkez’de egemenliğin politik tarzı olarak kapitalizmin çöküşü – birbiriyle karşılaştırılırken YYA’nın nasıl ve neden ortaya çıktığı üzerine ışık tutulacak. YYA’nın ırkçılık karşıtı yeşil Keynesçi baskın formülasyonu – tam bir çözüm değilse de – bu dengesizliklere karşı bir çözüm olarak ortaya çıktı. YYA’nın diğer üç olasılığı ve her birinin imâ ettiği politik ittifaklar da aşağıda tartışılacak. Odakta, ulusal kurtuluş arayışının doğurduğu Güney/Dördüncü Dünya’nın (Manuel, 2019) şu temel talepleri üzerine inşa edilen bir Halkın Yeşil Yeni Anlaşması’nın olası unsurları yer tutacak: Devlet egemenliğinin güçlendirilmesi ve yenilenmesi, tamamlanmamış ekonomik egemenliğin kazanılması, Bolivya Cochabamba’da oluşturulan Güney’in son moda iklim politikası olan 2010 iklim borcu uzlaşmasının talepleri biçiminde (Cochabamba Halk Sözleşmesi, 2010) çevresel egemenlik ve sömürgesizleştirme hamlesi.

Ekolojik ve Politik Bağlam

YYA’nın meydana çıktığı sahnenin çoklu politik ve çevresel dayanakları bulunuyor. Birincisi, iklim krizi ve bilimsel-teknokratik muhafazakâr çevrelerdeki iklim kriziyle ilgili bir şeyler yapılması gerektiği düşüncesini doğuran farkındalık. Bu dürtüyü yaratan esas şey, derhal ve devasa değişiklikler talep ederek ilk kez telaşlandırıcı bir dil kullanan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin 2018 raporu oldu: “[E]nerji, arazi kullanımı, kentleşme, (ulaşım ve binalar dahil) altyapıda ve endüstriyel sistemlerde hızlı ve geniş kapsamlı geçişler” diye belirtiyor ve ekliyordu: Bu tür “sistemsel geçişler ölçek bakımından eşi benzeri görülmemiş düzeydedir, ancak hız açısından öyle olmak zorunda değil, yine de tüm sektörlerde derin emisyon azaltımları anlamına gelir… Ölçek açısından tarihte kayda geçmiş bir örneği daha yok.” (IPCC, 2018).

İkinci “doğal” olgu, emperyalist tekelci kapitalizm altında toplumsal doğanın bir görünümü olsa da, çevresel açıdan eşitsiz değişimdir. Bu sadece Çevre’nin sızdırma, ilksel birikim ve dünya pazarındaki eşitsiz değişim yoluyla az gelişmişliği ve geri bırakılmışlığının iyi çalışılmış bir olgusu değildir (Amin, 1974Patnaik&Patnaik, 2021Rodney, 2012). Bunun ötesinde, daha önceki bağımlılık çalışmalarında hakkında bir fikir verildiği üzere (Ajl, 2021a), dünya çapında bir birikimin nasıl Çevre’nin kullanım değerlerine el koymak anlamına geldiğiyle de ilgilidir. Bunlar emek, toprak üretkenliği, ormanlar ve Güney’in toplumsal yeniden üretim kapasitesinin örselenmesini kapsar (Ossome, 2020) ve kirliliğin ihracı, atmosferik uzayın çitlenmesi ve Güney’deki iklim felaketlerinin yükselmesini de içerir (Homborg, 2006Roberts&Parks, 2006Warlenius et. al., 2015).

Politik olarak ABD’nin dünya-sistemi içindeki politik ve ekonomik mutlak üstünlüğünde yavaşça ve sadece görece bir düşüş yaşandı. Böyle bir teşhisi, ABD’nin sahip olduğu gücün soluksuz bırakma (Ameli, 2020Weisbrot&Sachs, 2019)) ve vekalet savaşları (Capasso, 2020Higgins, 2018) yoluyla Üçüncü Dünya ulus devletlerini yıkıma uğratma kapasitesini azımsayan ve onu “düşüşteki imparatorluk” olarak niteleyen söylemlerden ayrı tutmak kritiktir. Nükleere arka çıkılması ve sıkı dolar senyorajı (Hudson, 2003) ABD emperyalizminin ve emperyalizmin dayandığı ve koruduğu değer akışlarının dayanıklılığını doğrular. Bu daha çok, Çin’in yükselişi ve ABD-Çin ikili ticaret mallarındaki Çinli emeğin artan payı dünya sistemi içindeki daha temel değişiklikleri işaret eder (Kadri, 2021Macheda & Nadalini, 2020). Amerika Birleşik Devletleri Çevre ülkelerin kalkınmasını geri çevirebilir, ancak onları değer ekstraksiyonunun siyasi mimarisi içine sarmalayamaz. Yemen ve diğer yerlerdeki asimetrik direnç hareketleri ABD şiddeti yoluyla bastırılamazlar.

İkincisi, merkez ülkelerde YYA’nın perde arkasını oluşturan yükselen bir sosyal-demokratik politika hattı bulunuyor. 2008 finansal krizi ve Occupy Wall Street’ten sonra bir iktidar biçimi olarak kapitalizm ciddi bir ideolojik zorlukla karşılaştı. Yeniden dağıtımcı ya da sistem karşıtı bir politik spektrumu besleyen bir analiz tarzı olarak Marksizm giderek daha normal hale geldi. Ayrıca, iktidar olmanın bu eski biçiminin dağılışının ortasında, İngiltere’de Jeremy Corbyn’den Yunanistan’da Syriza Hareketi’ne, Podemos’a ve Bernie Sanders’a kadar zenginliğin keskin bir şekilde içeride yeniden dağıtımını savunan, ulusal soruna gelince ciddi eksiklikler ve kör noktalarla dolu ve genellikle anti-komünist politika ile ortaya çıkan bir dizi figür Avro-Atlantik sahnesinde belirdi. Egemen sınıflar bu tür zorlukları parçalarına ayırdılar veya buharlaştırdılar, onları uzlaşmaya zorladılar ya da işbirliğine mecbur bıraktırdılar. Yine de, her bir durumda kapitalizmin karşılaştığı bu zorluklar, sistem karşıtı politikanın bileşenlerini oluşturan, örgütlü olmasa da radikalleşmiş aşağı doğru mobilize küçük burjuva ve işçi sınıfı nüfusu bıraktı geriye. Bu arka plan karşısında YYA, birbirinin içine geçen bu krizlerle yüzleşmek için bir seçenek olarak ortaya çıkmıştır.

Krizlere Verilen Tepkiler

Krize verilen tepkiler esas olarak dört olası kampa girer. Birincisi, yeşil emperyal entegrasyona ve geriye kalan metalaştırılmamış alanların kapitalist doyuma ulaşmasına dayanan, bilhassa köylülerin, pastoralistlerin ve ormanlık alanlarda yaşayan köy ve kasaba sakinlerinin aşırı sağ tepkisi. İkincisi, yeşil emperyal entegrasyona, Merkez’de bir düzeyde yeniden dağıtıma ve Çevre’nin kırsal servetine el koymanın yanı sıra muhtemelen yenilenebilir enerjinin metalaştırılmış bir uzantısı yoluyla Güney için yenilenebilir altyapısının bir miktar genişletilmesine dayanan sol liberal bir tepkidir. Üçüncüsü, ülke içinde kapsamlı bir yeniden dağıtım çağrısı yapan, parlamento prosedürlerine ve biraz da parlamento dışı toplumsal baskıya ve Güney için – adının çağrıştırdığı üzere emperyal altyapının desteklenmesini dillendiren – bir tür yeşil Marshall Planı’na güvenen yeşil sosyal-demokrat bir tepki. Ve dördüncüsü, toplumsal yeniden üretimin yaygın bir şekilde metasızlaştırılmasına, Kuzey’in enerji kullanımının daraltılmasına ve Çevre’ye iklim borcu ödemelerine dayanan, tarımın kilit bir rol oynadığı Kuzey-Güney’in endüstriyel ve kalkınma bakımından birbirine yakınsamasını amaçlayan radikal bir çözüm.

Aşırı sağ öneriler, atıkları üretken döngüye entegre etmenin ya da iyileştirmenin mümkün olduğu endüstriyel ekolojiyi kullanarak yeşillendirilmiş bir döngüsel ekonomi kapitalizmini tahayyül eder  (bkz., örneğin Smith (2020)). Egemen sınıflar Avrupa merkezinde ve yerleşimci devletlerde karargâhlarına çekilecekler ve iklim değişikliği, iklim mültecilerinin sayısının yönetilmesi zor bir düzeye çıkmasını önlemeye yetecek kadar kontrol altında tutulacaktır (Spratt & Dunlop, 2018). Bu tür bir “yukarıdan stabilizasyon” için hammadde ve teknolojiler, Çevre’den doğrudan üreticilerin mülksüzleştirilmesi ya da kuşatılıp içerilmesi ve daha da geniş ölçekli çevresel eşitsiz değişim yoluyla güvence altına alınacaktır. Burada, Malthusçu bir gündem de mantıksal olarak ortaya çıkar (Shaw & Wilson, 2019).

Bu tür taslakları oluşturan kurumlar Avustralyalı Breakthrough Institute’ten Energy Transitions Commission to Transform to Net Zero’ya kadar değişir. Bu öneriler birkaç ortak özellik paylaşır: bir, devlet-şirket ortaklıkları; iki, şirket-devlet-topluluk ortaklığı üzerine geliştirilen retorik; üç, “ulusal güvenlik sektörü”ne kucak açılması; dört, teknolojik kurtuluş hakkında coşkun yaklaşım; beş, doğanın finansallaştırılması ya da bu tür uygun arazilerin karbon çiftliklerine dönüştürülmesi yoluyla Güney’de arazi temelli birikimin yeni sınır uçlarının yarılıp açılması; altı, Üçüncü Dünya’daki egemenlik anlayışının içinin boşaltılması. Çoğu ayrıca, “sermayenin tahvillere akışına eşlik eden… piyasaya kalkınma finansmanı satılması şeklindeki kalkınma müdahaleleri”ni yeniden düzenleme arayışındaki Wall Street Konsensüsü’ne göz kırparlar (Gabor, 2020). Böylece, Üçüncü Dünya hükümetlerinin ve hazinelerinin yatırımın risklerini üstlenmesini talep ederek onları “riskli olmayan devletler” olarak yeniden yapılandırırlar, mevcut durumda aşağı yukarı atıl durumda olan ve “yatırımların verimliliğini artırma” (crowd in) anlamına gelecek planları olan sermayeden riskleri çekerler.

Küçük mülk sahiplerinin elindeki arsalar, meralar ve ormanlar biçimindeki arazi ve biyokütle temelli üretim, halihazırda dünya ölçeğinde bir birikime toplumsal doğa ve tazmin edilmemiş toplumsal yeniden üretim olarak (Ossome, 2020) dahil edilmiştir. Giderek artan bir şekilde, Avrupa merkezci siyasi spektrumun her kesiminden, çok çok uzun süredir sömürgeci-kapitalist ideologların bir fantezisi olan “vahşi doğa”dan ayrılmış insanlık – apartheid – kavramına dayanan Half-Earth biyoçeşitlilik alanları için çağrılar yapılıyor (Gilio-Whitaker, 2019Merchant, 1990). Kızıla bürünmüş (Robinson, 2018) ve hatta Kuzeyli emperyalist ajandayla aynı çizgideki Kuzeyli akademik üretimin altına gizlenerek (Vettese, 2018) gelen bu fikir, insanlık tarihinin bir arazi yönetimi tarihi olduğunu (Denevan, 19922001) ve Yerlilerin biyoçeşitliliğin en iyi korucularından biri olduğunu (Schuster et al., 2019) unutur.

Neokolonyal gelişimin bu ekonomist ajandası kapitalist sağ için bir kılıf işlevi görür (Wilson, 2016). Bu ajandada Half-Earth için Güneyli halkların taleplerinin nerede olduğu gündeme gelmezken gezegenin yarısını “doğa” için rezerve etmek, daha önce hiç ağaç olmayan yerlere adeta ağaçların sıvandığı fantastik düzeyde bir ağaçlandırma ya da sömürgeci tarımsal yerleşim ve istilanın meşrulaştırıldığı (Davis, 2007), cennetten düşen bozulmamış kırsal cennetlerle ilgili hayaller ve indirgemeci bir ekolojik anlayışa dayanan bir yeniden ormanlaştırma anlamına gelir.  Gerçekten de, kapalı kanopi ormanlar (ç.n. sıkı üst yaprak ve dallarının ışığın sızmasını engelleyecek bir çatı oluşturduğu yoğun, biyoçeşitliliği yüksek ormanlar) ABD’nin yanı sıra onların sözde kalbi olan Batı Avrupa’da neredeyse kesinlikle mitik bir hâl alır (Bond, 2019Vera, 2000). Dahası, gelişigüzel ağaç dikimi çevresel açıdan felakettir (Pearce, 2019Schmitz, 2016), karbon piyasalarına REDD ve REDD+ yoluyla dahil edildiklerinde küçük mülk sahiplerini yerinden eder ve – “gerçekte var olan” Half-Earth’te (bkz. Büscher et al., 2017Kröger, 2014) – biyoçeşitliliğin azalmasına yol açan kesimlik tek tip ağaç plantasyonları ekilir (Kansanga & Luginaah, 2019McElwee, 2009).

Toprak steril ağaç plantasyonları için çitlenmediğinde ise Merkez’den bir dizi kimi enstitüler toprağa “temiz” bir enerji kaynağı olan biyoyakıt bitkilerinin ekilmesini savunurlar. Bu tür raporların tümü, gıda üretimi ve biyoçeşitliliğin olası tasfiyesine boyun eğerler. Ancak, Energy Transitions Commission’ın (ETC, 2020a) karbondan arındırılması zor sektörlerin bedeli Güney-Kuzey düğümü üzerinden ödenen bir yakıta geçiş yapması için bu teknolojilerin net bir şekilde sahiplenilmesi anlamına gelen açıklamasında belirttiği üzere “[s]ürdürülebilir biyoyakıtlar ya da sentetik yakıtlar havacılık ve belki de gemi taşımacılığında temel bir rol oynayacaksa çapının bugünün önemsiz derecede düşük seviyelerinin çok üzerine genişlemesi gerekecek.” Benzer şekilde, ETC’nin Avustralya için ulusal manifestosu “[ç]elik, çimento ve kimyasallar gibi endüstrilerde tam karbonsuzlaşma elektrifikasyon, hidrojen, biyoenerji ve karbon yakalama ve depolamayı gerektiriyor,” diye belirtiyor (ETC, 2020b). AB enerji geçiş planı hava ve deniz taşımacılığında biyoyakıt karışımının artışını öneriyor (Avrupa Komisyonu, 2020). ABD Senatosu Özel Komitesi aynısını yaparken ağaçlandırmayı da savunuyor (2020). Mevcut üretim ilişkilerini sürdürürken biyoyakıt üretiminin büyümesi için arazi kullanımı ve ağaç dikmek toplumsal ve ekolojik sonuçlarını kötüleştirecektir; biyoçeşitliliğe zarar verecek, su havzalarındaki seviyeyi düşürecek, küçük mülk sahiplerini yerinden edecek, ve küçük üretim için uygun olan araziyi azaltacaktır. Ve hatta oldukça iyimser projeksiyonlarda bile, küresel hidrokarbon kullanımından biyoyakıta geçiş tarım için müsait arazi ve suda derin kesintiler meydana getirmektedir.

Diğer seçenek, Merkez ve Çevre’deki mevcut enerji kullanımını tamamen yer değiştirmeyi (Jacobson et al., 2015), kapitalist mülkiyet yapılarını korumayı (Plan for Climate Change and Environmental Justice, 2020), ABD’yi “yeşil teknoloji”nin güç merkezi yapmayı, ve yenilenebilire geçişe destek sunmak üzere Çevre’ye, bağımlılığı tetikleyen “yardımı” (Ocasio-Cortez, 2019) öneren liberallerin sunduğu seçenektir. Bu öneriler eksik istihdamdaki ya da işsiz deklase “orta sınıf” için “herkese iş” programı üzerine ABD’de dönen daha önceki tartışmalardan ve büyük ölçüde Merkez’in küçük burjuvaları arasında gelişen sistem karşıtı politik eğilimin politik içerilmesi ihtiyacından doğdu. 2018 yasa taslağı kendini “ücret durağanlığı, sanayisizleşme, ve emek karşıtı politikalar”a ve gezegeni 1,5 derecelik ısınmanın altında tutma ihtiyacına (Ocasio-Cortez, 2019) bir yanıt olarak konumlandırdı ve orijinal sistem yanlısı Yeni Anlaşma’yı (Ferguson, 1984) yeni korporatist, Merkez odaklı bir pakt ile güncelleyerek “yeni bir ulusal, sosyal, endüstriyel, ve ekonomik mobilizasyonu” teşvik etti. Yasa tasarısı sistem karşıtı gibi görünmeye çalışmıyordu: “iş dünyası ile… şeffaf ve kapsayıcı istişare… ve ortaklığın” yanı sıra kamuya “uygun mülkiyet payları ve yatırım getirileri” ile eşleştirilerek “Yeşil Yeni Anlaşma seferberliğinde yer alacak işletmelere yeterli sermayenin” ayrılması çağrısı yapıyordu. “Ön saflarda yer alan ve kırılgan topluluklar ile istişare, işbirliği, ve ortaklığa” iyimser yaklaşıyordu (Ocasio-Cortez, 2019). Ancak bu ifadeler sınıf içeriğini aşındırır. Ön saflardaki ve kırılgan ifadeleri, iktidar ilişkilerinin prizmalarından geçse bile, doğrudan fiziksel riskler tehdidinin coğrafi veya mekânsal belirteçleridir. Toplulukların kendileri, kaynaklara erişime dayalı maddi ayrımları açıkça ifade etmemektedir. Aslında, topluluklarla ilgili daha önceki radikal söylemlerin temellükü ve revize edilmesi, 1960’lar sonrasının ırksal liberalizminin yeniden oluşumu için merkezi bir yerde duruyordu (Ferguson, 2013).

Kapsamına, sınırlılıklarına, kırılganlıklarına ve yeniden şekillenmiş ABD ilerici politik topoğrafyasında manevra yapmak için gerekli bileşenlerine işaret ederek enternasyonalizm ve ulusal sorun Markey/Ocasio-Cortez yasa tasarısına iki cepheden sessizce girdi. Birincisi, yasa tasarısı “uluslararası teknoloji, uzmanlık, ürünler, finansman ve hizmetler değişiminin ABD’yi iklim eyleminin uluslararası lideri yapma hedefiyle desteklenmesi” çağrısı yapıyordu: yeşil teknolojinin yeni güç merkezi olarak ABD (Ocasio-Cortez, 2019). Bu tür bir çağrı, yeşil geçiş teknolojileri üzerinde tekelci kontrol ve liderlik için yeni bir Uzay Yarışının ortasında şu an ve gelecekteki manevraları önceden bildiriyor (Rifkin, 2019The Biden Plan … Future, 2021World Economic Forum, 2016). İkinci cephe ise Yerli sorununda ufak bir açılım.

En kapsamlı ve muğlak olan üçüncü bir pozisyon, emperyal merkezdeki sosyal demokrat eğilimin yayılımı (Aronoff et al., 2019Chomsky & Pollin, 2020Klein, 2019). Bu pozisyon Zimbabwe’deki tarım reformu (Selwyn, 2021), ya da Venezuela’nın çevresel sicili (Klein, 2019) gibi sistem karşıtı, sömürgecilik karşıtı projeleri bunların enternasyonal sömürgecilik karşıtı iklim politikasındaki öncü rolünü (Frías, 2009) görmezden gelerek sıklıkla şeytanlaştırsa da reformist ve radikal yönelimleri terbiye etmek için bir konumlandırma eğilimi olarak Yerli oluşumlarla karmaşık bir ittifak içindedir (The Red Nation, 2021). Merkez ülkelerin altyapısını yeniden güçlendirmeyi ve eko-sosyalizme bir “geçiş planı” olarak eşitsizliğin düzeyini en azından 1950’ler dönemine geri döndürecek bir ülke içi yeniden dağıtımı savunur. Kuzeyli toplumsal yeniden üretim teorisi ve feminist ekonomiden ödünç alarak bakım emeğine vurgu yapar, ki tıpkı o teori gibi, “doğal” kırsal alanları, küçük ölçekli arazileri ve hayvanları kullanmayı içeren şekilde geçimlik metasızlaştırılmış üretime doğru bakım emeğinin ötesine genişletildiğinde dünyasal çapta toplumsal yeniden üretimde Çevre emeğinin rolüne kördür (Ossome & Naidu, n.d.). Mihenk taşı Cochabamba Anlaşması’nın sesini kısarken muğlak bir şekilde Güney’e hibe çağrısı yapar ve bazen küresel enerji kullanımının birbirine yakınsaması çağrılarını tamamıyla reddeder (Pollin, 2018). Tekno-ekolojik olarak bu pozisyon, biyoyakıtlar, ağaçlandırma ya da Half-Earth’ün “koruma” stratejileri gibi çağrıları ile yatıştırıcı olarak kalır, tarım sorununa, özellikle de yeniden üretim ile ilgili olan kısmına, toplumsal dönüşüm için ekonomist ve Merkez odaklı planlara olan körlüğünü tekraren sergiler.(Amin, 2019Moyo et al., 2013). Politik olarak ise bu pozisyon, Markey/AOC’nin YYA’sını yürütmeye çalışır, onu taban enternasyonalizmine verilen taahhütlerin yayılımıyla genişletir. Ancak, ulusal sorun üzerine yine de sessizdir.

Bir dördüncüsü, şimdi bahsedeceğimiz, devrimci çözüm, garanti edilmiş iyilik halini, Merkez’in çok daha küçük miktarda enerji kullanımını, toplumsal ihtiyaçlara metasızlaştırılmış erişimi, ve iklim borcu yoluyla Üçüncü Dünya’ya muazzam teknolojik hibeleri savunur. Egemenlik, demilitarizasyon, ve sömürgecilikten arındırmanın yenilenmiş bir savunusuyla iç içe geçen agroekolojik ve Yerlilerin kontrolündeki yönetimin bir biçimidir.

Halkın Yeşil Yeni Anlaşması

Dünya sistemi maddi olarak bölünmüş olduğundan Merkez ve Çevre’deki görünüşte sistem karşıtı olan hareketler hem Merkez’de hem de Çevre’de tekrar tekrar sistem yanlısı karakteriyle “Renkli Devrimler”in bayrağının arkasında toplanmak için destek olmaya savrulurlar. Avrupa merkezciliğin YYA tartışmalarında yeniden üretimi şu nedenle şaşırtıcı olmamalı: Hakim ideoloji enternasyonal renk-sınıf hattını yükseltmekten kaçınır. Fakat Kuzey ve Güney için bir tür Halkın YYA’sının programatik öğeleri ve her ikisinin dönüşümünden kaynaklanan tamamlayıcı ve özgün yükler söz konusu olduğunda netlik ihtiyacını ortaya atar.

Bu tartışmaya üç varsayım ile giriyorum. Bir: dünya çapında ulusal-bölgesel egemen sanayileşmenin yanında kalıcı olarak sürdürülebilir ekolojik ve görece eşitlikçi toplumsal temeller üzerinde kalkınma bakımından yakınlaşma tek meşru amaçtır. Bu sonucun tersine mühendisliği oraya götürecek politik yolların taslağını oluşturmak anlamına gelir. İki: siyaset mekan ile başlar, özgün ve yakınsayan yolları işaret eder. Üç: tarım ve arazi kullanımının yönetimi, 21. yüzyıl Güney ve Kuzey dönüştürücü projeleri için merkezi önemdedir (bunu takip eden tarıma dair vurgu, ekolojik açıdan modüle edilmiş egemen sanayileşmenin reddi olarak okunmamalı.)

Ulusal sorun, Kuzey’de (Patnaik, 2015) ve Güney’de farklı yüzleri olan temel bir meseledir. Dört öğesi kilit önemdedir. Birincisi, etkili sömürgesizleştirme. İkincisi, özellikle Arap bölgesinde sömürgecilikten arındırmanın politik ve ekonomik kazanımları geriye sararken egemenliğin yenilenmiş bir savunusu (Kadri, 2016). Üçüncüsü, borç uzlaşmalarına varmak ve uzlaşmaları savunmak için sinerjik bir şekilde daha güçlü bir egemenlik ile etkileşime giren ve iklim borcu prizması üzerinden görünür olan ulusal sorunun dönüşü. Dördüncüsü, toprak, emek, ekoloji, ve toplumsal cinsiyeti içine alan tarım sorunu. Tarım sorunu, ulusal halkçı bir dille konuşanlarla dayanışma ve Çevre’nin kazanımlarının aktif bir şekilde savunulmasını içererek ulusal sorunun çözümünü gerektirir (Ajl, 2021b).

Sömürge sorunu bitmiş olmaktan çok uzak. Çoğu yerleşimci devlette hukuken (de jure) varlığını sürdürüyor. Üstelik, toplumsal iktidarın ırkçı bir sistem olması için temel oluşturan yerleşimci sömürgecilik etkisi yüksek bir parlama noktası ve sistem karşıtı mücadeleler için hızlandırıcı olmayı sürdürüyor. Kuzey Amerikalı yerleşimci devletlerde, Idle No More ve Standing Rock’taki gibi Yerli mücadeleleri, kaynayan “yerel” ulusal sorunun Yerli olmayan radikalleri arasında daha geniş bir bilincin oluşmasında katalizör oldu (Dunbar-Ortiz, 2014Estes, 2019). Bu mücadeleler örtük ya da açıktan çevresel bir çizgiye sahipler, zira Yerli halk arasında kullanım değeri hakkı toprak ve toprağa geri dönme hakkı ile iç içe geçmiş şekilde var olagelmiştir (Mihesuah & Hoover, 2019). Bu yüzden en geniş biyoçeşitlilik koruma alanları Yerlilerin yönetimindedir. Çevresel ve ulusal mücadelelerin bu kesişimi, Yerlilerin restore edilmiş cennetvâri bir çevrenin bir tür müstakbel yararlanıcıları haline indirgenmesi anlamına gelmemeli. Yerli akademisyenlerden Andrew Curley ve Majerle Lister’ın sözleriyle onlar “yaşadıkları en büyük tehdit devam eden kolonyal süreçlerin elindeki politik marjinalizasyon olan modern halklar” (2020, p. 251). Bununla beraber bu alandaki sistem karşıtı siyasetin kapsamı potansiyel olarak muazzamdır, zira toprak üzerindeki hak iddiaları ilksel birikimin bir tür tersine çevrilmesi anlamına gelir.

İkinci bir ulusal sorun devlet egemenliğinin yenilenmiş bir savunusuyla ilişkilidir. Ulus devletler dünya çapındaki birikimin derinleşebildiği ve sürdürülebildiği politik çerçevelerdir. Yemen, Irak, Venezuela, ya da Zimbabwe ulus devletler olarak yaptırımlar ve savaşla hedef alınarak üretici güçlerde ulusal kayıplara yol açıldı. Sonucunda ulus, baskıya karşı direnişi taşıyan merkezi bir politik-sosyal araçtır. 1980’lerden günümüze en etkin mücadelelerin çoğu, yerel zenginliği halk sınıflarının hizmetine sokmaya çabalayan değişim amacıyla halkı birleştirmek için ulusal-halkçı bir söylemi işe koşmuştur (Moyo & Yeros, 2011). En yaygın şekilde desteklenen adalet mücadelesi olan Filistin’in mücadelesinin toprak, kurtuluş ve geri dönüş için savaşan bir ulusun mücadelesi olduğunun altı yeteri kadar çizilmez. Zimbabwe sıcak noktasının Soğuk Savaş sonrası uluslararası renk hatlarına dönük en köklü maddi zorluk olduğu ise bariz olmalı.

Ulusal politik alanda ve bu alan yoluyla belirli kararlar alınmalı, ittifaklar kurulmalı ve enternasyonalizm inşa edilmelidir. Cochabamba belgelerinin tasarlanması için politik bir sığınak olmuş, ulusal-halkçı, egemen ve Yerli öncülüğündeki bir ulus devlet olan Bolivya’da dümende kimin olduğu önem arz eder. Halkların itibar gösterebileceği ve geleceği planlayabileceği bir siper olarak ulusal egemenliğin fiilen (de facto) yenilenmesi ve hukuken (de jure) başarılması iklim borcu ödemelerini savunabilecek, alabilecek ve yönetebilecek kurumsallığı güvence altına alır. Gerçekten de, uluslararası devletler sistemi dünya politik sahnesinde ekolojik borçları hesaplamanın temelidir. Ve bütünü üzerine planlama, geleceğin şekil alacağı hatları kararlaştırma, ona indirgenemese de egemenliği gerektirir. Ulusal soruna odaklanmak toplumsal, demokratik ya da “içteki” çevresel sorunları baskılama anlamına gelmez: ulus içinde kim ne alıyor, kararı kim veriyor, ve ulusal üretim ve dağıtımın çevresel dokusu nedir? Bu sadece, diğer devletlerdeki egemenlik eksikliği üzerinde yükselen dünya sisteminin hiyerarşik yapısını yansıtır. Bu eksiklik yerleşimci sömürgeciliğin sömürgesizleştirme ve yeni sömürgecilik süreçleriyle uyumlu bir özelliği olagelmiştir. Bu, halkların ve özellikle de aşağı sınıfların kendi yaşamlarını üzerinde geliştirebilecekleri gerçek maddi temeli azaltmıştır (Tsui et al., 2013).

İklim borcu, ulusal egemenliğe aktif bir saygı ve sömürgecilikten kurtulma ulusal sorunun iki yönünü, iki konumunu öne çıkarır. Üçüncü Dünya’nın ekolojik borç geri ödemesi hakkı ya da Dördüncü Dünya’nın toprak hakkı, Birinci Dünya politik mücadelesinin kağıt üstünde ifade ettiklerinin ete kemiğe büründürülmesi anlamına gelir. Eğer Filistinlilerin ulusal kurtuluş hakkı varsa ya da Suriyeli ve Yemenlilerin uluslararası sistemde devlet egemenliklerini tam olarak kullanma hakları varsa sistem karşıtı mücadele yoluyla bu hakların savunulması dönüşümün getirdiği yükün bir parçasıdır. Haklar sorumlulukları getirir ve küresel değer ilişkilerinin belirli dışlama ve ilksel birikime nasıl dayandığını belirtmeyi de içerir.

Ulusal sorunun ekolojik yönü iklim borcudur, Cochabamba’daki 2010 toplantılarında ulaşılan son model radikal kalkınma düşüncesi ve pratiğinin restorasyonunu gerektirir. Ekolojik borç özellikle karbon dioksit için olmak üzere her türden atığın işlenmesi ve emilimi için biyosferin sahip olduğu kapasitesiye ve atık yutaklarına eşitsiz erişimin yanı sıra meydana gelen, sömürgeci ve yerleşimci sömürgeci dayanakları dahil birikimin dünya çapında nasıl gerçekleştiğini yansıtır. İklime ilişkin o borcun alt kümesi sera gazlarının küresel emilim kapasitesine el koymaya işaret eder. Bunun Üçüncü Dünya’yı Batı’da ucuz ve kolayca erişilebilir hidrokarbonlarla döşenen yolda ilerlemek için onun ayak izlerini takip etmekten alıkoyan kalkınma yolu açısından olası büyük sonuçları olur: “Emisyon borcu”. Cochabamba toplantıları iklim borçlarını belirlemek üzere 5 maddelik bir program ortaya koydu. İlki, atmosferik uzayı adil bir şekilde dağıtmak ve “Doğa Ana ile denge ve kalkınma alanı” için gereken çatışma potansiyeli taşıyan ihtiyaçların sorumluluğunu almak amacıyla emisyonları azaltma ve atmosferden giderme yoluyla atmosferi “sömürgecilikten arındırmak” ve “işgal altındaki” atmosferik uzaya geri dönmek. İkincisi, tekrar edilemez ucuz kalkınma yollarıyla ilişkili olarak kaybedilen kalkınma fırsatlarından kaynaklanan borçları yerine getirmek. Üçüncüsü, göç kısıtlamalarının kaldırılmasını da içerecek şekilde iklim kaynaklı yıkımla ilişkili borçları yerine getirmek. Dördüncüsü, bu emisyonların ürettiği çevresel altüst oluşlara karşılık vermek üzere yoksul ülkelerin ihtiyaç duyduğu kaynaklar olan “uyum borcu”nu yerine getirmek. Beşincisi, iklim kriziyle çevresel kriz arasında yükseltilmeye çalışılan duvarı reddetmek ve “Doğa Ana’ya daha geniş anlamdaki ekolojik borcun” parçası olan bu tür borçların yerine getirilmesini açıklığa kavuşturmak (Final Conclusions Working Group 8, 2010).

Rickard Warlenius (2012) iklim borcunu numaralandırmaya çalışmak için bu önermeleri kullandı. Eğer atmosferik uzay adil bir şekilde ayrılmış olsaydı Kuzey ya da Ek-1 ülkeleri 2008’e gelindiğinde toplam emisyonlarının yalnızca % 15’ini yapacaklardı. Çin dahil Güney ise biraz daha fazla salım yapacaktı: %4,4. 2008’e gelindiğinde Kuzey 746,5 milyar ton CO2 fazla salım yapmıştı. Ton başına 50 dolarlık CO2 fiyatıyla tarihsel borç değeri 37,325 trilyon dolar olacaktı. IPCC, 1,5 °C altı küresel ısınma için 150 ilâ 600 dolarlık bir karbon fiyatı hesaplıyor. Bu fiyat borcun boyutunu 111,975 ilâ 447,9 trilyon dolara çıkarır (IPCC, 2018, pp. 80–81). Bolivya, “adaptasyon, teknoloji transferi, kapasite inşası ve azaltım için gelişmiş ülkelerin GSYİH’lerinin en azından %6’sı değerinde bir miktarın gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere finansal kaynak olarak sağlanmasını” spesifik olarak talep etti (Submission by the Plurinational State of Bolivia, 2010). 2019’da ABD’nin GSYİH’i 21,584 trilyon dolardı. Bu toplamın % 6’sı 1,29 trilyon dolar eder Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) – yaklaşık olarak Ek-1 ülkelerininkine denk -GSYİH’i kabaca 54 trilyon dolar. Bu toplamın %6’sı ise yıl başına 3,24 trilyon dolar. Bu sayılar kutuplaşmış birikime düşkün bir sistem tarafından hayata geçirilemez ve Güney ile kalkınma açısından yakınsamaya doğru ilerlemek için dönüşümün devasa yükünü Kuzey’e yüklemek anlamına gelir.

Halkın Yeşil Yeni Anlaşmasında Tarımsal Unsurlar

Bu yaklaştırıcı kalkınma sonuçlarının dördüncü öğesi Güney ve Kuzey tarım sistemlerine odaklanma ve bu sistemlerdeki değişimdir: Güney’de halkçı kalkınmanın tek mümkün yolu olarak ve Kuzey’de toprağı gerçekten idareli kullanmanın tek makul yolu olarak çevresel krizin bertaraf edilmesi, yeterli gıdanın üretilmesi ve Güney’den değer çıkarımının durdurulması.

Ulusal sorun, antiemperyalizm ve Kuzey’deki toprak ve emekle ilgili üstü örtülü ancak halen mevcut olan tarımsal sorunlar kesişir. Eğer Üçüncü Dünya tarım sistemi üretimini tarımsal ihracattan uzaklaşmaya (Patnaik, 2015) ve kendi emekçi sınıfları için gıda egemenliğine yönlendirirse ve Kuzey emeğin yerini alan çevresel açıdan yıkıcı mevcut yöntemlerden ve tarımdaki sermaye ve endüstriyel girdiye olan itinadan uzaklaşırsa Merkez nüfusunun biraz daha yüksek bir kısmı tarımsal emekle uğraşacaktır. Bu, geniş ölçekli bir tarım reformunu, tekelci tarım holdinglerini dağıtılmasını, ekolojik maliyetleri yansıtan parite fiyatlarını, büyükçe kırsal proletaryanın kendini yöneten emeğe dönüştürülmesi için üretim ilişkilerinin değişimini, ve yerelleşmiş işlemeye yatırımı, böylece de ikincil sektörleri planlama ve politik düzeylerin tarafına katmayı gerektirecektir. Bu ise kesin olmasa da muhtemelen ABD nüfusunun biraz daha yüksek yüzdesinin doğrudan üretime girmesini gerektirecektir, ancak daha kritik olan böyle bir emeğin en az diğer emek biçimleri kadar, belki daha da iyi bir şekilde tazmin edilmesinin sağlanmasıdır.

Çevre’de böyle bir üretimi güvence altına alacak fiyat mühendisliği ve korunmuş ulusal tarımın yanı sıra toprağı işleyen çiftçiye veren büyük ölçekli makinalı tarım reformu, kooperatiflere devlet desteği, etnisite, toplumsal cinsiyet ve ırkla ilişkili tarihsel ve mevcut “içsel” baskılara hak ettiği özenin gösterilmesine dayanan çoğunlukla denenmemiş köylülük yolu ekolojik olduğu kadar mantıklıdır ve Üçüncü Dünya kalkınmasının da tek yoludur.

Çiftçilik sistemlerinde bu tür bir değişim ayrıca tercihen karşılıklı bağlantılı bölgesel pazarlar yoluyla egemen bir sanayileşme için ham madde üretirken (Ajl, 2021bFergany, 1987) endüstri de uygun çapta teknolojilerin sağlanması dahil tarımın teknik olarak yükseltilmesine hizmet edecektir. Bu değişim özellikle de savunma (Kontorovich, 2015) ve yenilenebilir enerji altyapısı ve ulusal ve bölgesel ulaşım altyapılarının yaratılması sayesinde ağır sanayileşme için gerekli artığı serbest hale getirecektir. Daha gelişmiş sanayi paketlerinin dikkatli bir şekilde uygulanması yoluyla özellikle de elektrifikasyonunu tamamıyla genişletememiş ülkelerde Kuzey tarafından alınan ekolojik açıdan yıkıcı sanayileşme yolunun bazı kısımlarının üzerinden atlanması mümkün olabilir.

İkincisi, yürünmemiş köylülük yolu, yani toplumsal cinsiyet eşitsizliklerine dikkat edilen ve zorunlu olmasa da ideal olarak kooperatifler yoluyla dünya çapında toprağı işleyen çiftçiye veren makinalı tarım reformlarının Üçüncü Dünya’nın kalkınması için tek yol olduğu giderek açık hale gelmektedir. Toplumsal gücün küçük üreticilere ve topraksızlara kaydırılmasına odaklanmak Kuzey’den sermaye hibelerinin ulaşacağı böyle bir zamana kadar egemen sanayileşme için artığın sağlanmasında tek olası yoldur. Belki de aynı derecede merkezi bir yerde duracak şekilde, agro-ekolojik çiftçilik marjinal arazilerde verimi devasa öçlüde artırabilir ve Üçüncü Dünya’da birincil arazilerde yalnızca bir parça azaltabilir. En azından bazı durumlarda, azalan emek, artan verimin ve azalan girdiyi içeren agro-ekolojik geçişler olmuştu: bakım yoğun ekolojik çiftçiliğin kutsal üçlüsü (Rosset et al., 2011). Dahası, yerel ve kıra özgü tür ve cinsleri kullanan agro-ekolojik çiftçilik ve hayvan otlatma daha üstün biyoçeşitlilik sonuçlarına götürür. Ek olarak, agro-ekolojik olarak yönetilen araziler kuraklığa ve sele karşı toprak nemi tuttuğu için daha dirençlidir. Bu, küresel ısınma kaynaklı bir iklim kaosu çağında gelmekte olan seller için kırsalda yaşam botları oluşturan paha biçilemez bir ödüldür (Altieri & Nicholls, 2017Holt-Giménez, 2002).

Üçüncüsü, tarihsel ilahi adaletin ufak bir kısmı olarak köylü ya da küçük çiftçi agro-ekolojisi atmosferden CO2 çeker, bakım-yoğun kırsal hayvancılık da öyle. Bu süreçlerin sınırları, kapitalist politik ekonominin tepesinde oturan epistemolojinin bir sonucu olarak hiç de bilinmiyor: Bildiğimizi talep edecek halkçı bir değer yasası yerine kârlı olanla ilgili bilinmesi gerekenleri biliyoruz. Bu tür bir emilimin üst sınırları, eğer emisyonlar yeterince yakın durdurulursa belki de CO2’yi erken sanayi dönemi düzeylerine indirmek için yeterli olabilir. O zaman insanlığın geleceğinin anahtarlarını elinde bulunduranın sözde geleneksel tarımsal bilginin koruyucusu ve geçmişin güçlükle hayatta kalan yadigarı olarak sıklıkla saygısızca yaklaşılan küçük köylü sınıfın olması bir nebze ironiktir.

Referanslar

Adler, D., Wargan, P., & Prakash, S. (2019). Blueprint for Europe’s just transition. The Green New Deal for Europe. GNDE Report.

Ahmed, A. S. (1981). Nord-Sud: Les enjeux: théorie et pratique du nouvel ordre économique international. Publisud.

Ajl, M. (2019, June 10). How much will the US way of life © have to change? On the future of farming, socialist science, and utopia. Uneven Earth.

Ajl, M. (2021a). Delinking’s ecological turn: The hidden legacy of Samir Amin. Review of African Political Economy, 48(167), 82–101.

Ajl, M. (2021b, forthcoming). The Arab nation, the Chinese model, and theories of self-reliant development. In I. Corut & J. Jongerden (Eds.), Beyond nationalism and the nation-state: Radical approaches to nation. Routledge.

Ajl, M. (2021c). A people’s green new deal. Pluto Press.

Akuno, K. (2017). Build and fight: The program and strategy of Cooperation Jackson. In K. Akuno & A. Nangwaya (Eds.), Jackson rising: The struggle for economic democracy and black self-determination in Jackson, Mississippi (pp. 3–41). Daraja Press.

Altieri, M. A., & Nicholls, C. I. (2017). The adaptation and mitigation potential of traditional agriculture in a changing climate. Climatic Change, 140(1), 33–45.

Ameli, V. (2020). Sanctions and sickness. New Left Review, 122.

Amin, S. (1974). Accumulation on a world scale: A critique of the theory of underdevelopment. Monthly Review Press.

Amin, S. (2019). The new imperialist structure [Special Issue]. Monthly Review, 71(3).

Aronoff, K., Battistoni, A., Cohen, D. A., & Riofrancos, T. (2019). A planet to win: Why we need a green new deal. Verso Books.

Barca, S. (2020). Forces of reproduction: Notes for a counter-hegemonic Anthropocene (Elements in environmental humanities). Cambridge University Press.

Bond, W. J. (2019). Open ecosystems: Ecology and evolution beyond the forest edge (Illustrated Edition). Oxford University Press.

Büscher, B., Fletcher, R., Brockington, D., Sandbrook, C., Adams, W. M., Campbell, L., Corson, C., Dressler, W., Duffy, R., & Gray, N. (2017). Half-earth or whole earth? Radical ideas for conservation, and their implications. Oryx, 51(3), 407–410.

Cabral, A. L. (1954). Para o conhecimento do problema da erosão do solo na Guiné. Boletim Cultural Da Guiné Portuguesa, 9(33), 163–193.

Capasso, M. (2020). The war and the economy: The gradual destruction of Libya. Review of African Political Economy, 47(166), 545–567.

Cavooris, R. (2019). Origins of the crisis: On the coup in Bolivia. Viewpoint Magazine.

Chomsky, N., & Pollin, R. (2020). Climate crisis and the global green new deal: The political economy of saving the planet. Verso Books.

Cohen, D. A., & Riofrancos, T. (2020). Latin America’s green new deal. NACLA Report on the Americas, 52(2), 117–121.

Curley, A., & Lister, M. (2020). Already existing dystopias: Tribal sovereignty, extraction, and decolonizing the Anthropocene. In N. Koch, A. E. G. Jonas, C. Lizotte, & J. Luukkonen (Eds.), Handbook on the changing geographies of the state (pp. 251–262). Edward Elgar.

Davis, D. K. (2007). Resurrecting the granary of Rome: Environmental history and French colonial expansion in North Africa. Ohio University Press.

Denevan, W. M. (1992). The pristine myth: The landscape of the Americas in 1492. Annals of the Association of American Geographers, 82(3), 369–385.

Denevan, W. M. (2001). Cultivated landscapes of native Amazonia. Oxford University Press.

Dunbar-Ortiz, R. (2014). An indigenous peoples’ history of the United States. Beacon Press.

Dunbar-Ortiz, R., Maldonado, A., Fernández, P. T., & History, V. P. (2019, November 20). A letter to intellectuals who deride revolutions in the name of purity. MR Online.

Estes, N. (2019). Our history is the future: Standing rock versus the Dakota access pipeline, and the long tradition of indigenous resistance. Verso Books.

ETC. (2020a). Making mission possible: Delivering a net-zero economy. Energy Transitions Commission.

ETC. (2020b). Australian industry energy transitions initiative.

European Commission. (2020). Powering a climate-neutral economy: An EU strategy for energy system integration. European Union.

Fergany, N. (Ed.). (1987). Al-tanmīyya al-mustaqila fi al-waṭan al-‘arabī [Independent development in the Arab nation]. Center for Arab Unity Studies.

Ferguson, T. (1984). From normalcy to new deal: Industrial structure, party competition, and American public policy in the great depression. International Organization, 38(1), 41–94.

Ferguson, K. (2013). Top down: The Ford Foundation, black power, and the reinvention of racial liberalism. University of Pennsylvania Press.

8. Çalışma grubu nihai sonuçları: İklim Borcu. (2010, 30 Nisan). World people’s conference on climate change and the rights of mother earth.

Frías, H. C. (2009, December 22). Hugo Chávez writes on “The battle of Copenhagen.” (çeviri: K. Janicke). Venezuelanalysis.Com.

Gabor, D. (2020). The Wall Street consensus. SocArXiv Papers.

Gilio-Whitaker, D. (2019). As long as grass grows: The indigenous fight for environmental justice from colonization to standing rock. Beacon Press.

GREDET. (1983). Tunisie, quelles technologies? Quel développement? Éditions Salammbô.

Higgins, P. (2018, February 1). The enemy at home: U.S. imperialism in Syria. Viewpoint Magazine.

Holt-Giménez, E. (2002). Measuring farmers’ agroecological resistance after hurricane Mitch in Nicaragua: A case study in participatory, sustainable land management impact monitoring. Agriculture, Ecosystems & Environment, 93(1–3), 87–105.

Hornborg, A. (2006). Footprints in the cotton fields: The industrial revolution as time–space appropriation and environmental load displacement. Ecological Economics, 59(1), 74–81.

Hudson, M. (2003). Super imperialism: The origin and fundamentals of US world dominance. Pluto Press.

International Labor Rights Forum. (2016). 2016 annual report.

IPCC. (2018). Chapter 2—Mitigation pathways compatible with 1.5°C in the context of sustainable development. In V. Masson-Delmotte, P. Zhai, H.-O. Pörtner, D. Roberts, J. Skea, P. R. Shukla, A. Pirani, W. Moufouma-Okia, C. Péan, R. Pidcock, S. Connors, J. B. R. Matthews, Y. Chen, X. Zhou, M. I. Gomis, E. Lonnoy, T. Maycock, M. Tignor, and T. Waterfield (Eds.), Global warming of 1.5°C. Sanayi öncesi seviyelerin 1,5°C üzerindeki küresel ısınmanın etkileri ve ilgili sera gazı emisyon yolları üzerine iklim değişikliği tehdidi, sürdürülebilir kalkınma ve yoksulluğu ortadan kaldırma çabalarına küresel yanıtın güçlendirilmesi bağlamında IPCC özel raporu.

Jacobson, M. Z., Delucchi, M. A., Bazouin, G., Bauer, Z. A., Heavey, C. C., Fisher, E., Morris, S. B., Piekutowski, D. J., Vencill, T. A., & Yeskoo, T. W. (2015). 100% clean and renewable wind, water, and sunlight (WWS) all-sector energy roadmaps for the 50 United States. Energy & Environmental Science, 8(7), 2093–2117.

Kadri, A. (2016). The unmaking of Arab socialism. Anthem Press.

Kadri, A. (2021). China’s path to development: Against neoliberalism. Springer.

Kansanga, M. M., & Luginaah, I. (2019). Agrarian livelihoods under siege: Carbon forestry, tenure constraints and the rise of capitalist forest enclosures in Ghana. World Development, 113, 131–142.

Klein, N. (2019). On fire: The (burning) case for a green new deal. Simon & Schuster.

Kontorovich, V. (2015). The military origins of Soviet industrialization. Comparative Economic Studies, 57(4), 669–692.

Kröger, M. (2014). The political economy of global tree plantation expansion: A review. The Journal of Peasant Studies, 41(2), 235–261.

Macheda, F., & Nadalini, R. (2020). Samir Amin in Beijing: Delving into China’s delinking policy. Review of African Political Economy, 48(167), 119–141.

Mahjoub, A. (1983). Technologie et développement: crise et alternatives. Africa Development/Afrique et Développement, 8(1), 31–57.

Manuel, G. (2019). The fourth world: An Indian reality. University of Minnesota Press.

Markey, E. (2019, February 7). Text of S.Res. 59 (116th): A resolution recognizing the duty of the Federal government to create a green new deal (Sunulan versiyonu). GovTrack.Us.

McElwee, P. (2009). Reforesting “bare hills” in Vietnam: Social and environmental consequences of the 5 million hectare reforestation program. AMBIO: A Journal of the Human Environment, 38(6), 325–333.

MCLC Resource Center. (2020). Viral politics: Left perspectives on the world and China part 2, 2 Temmuz.

Merchant, C. (1990). The death of nature: Women, ecology, and the scientific revolution. Harper and Row Publishers.

Mihesuah, D. A., & Hoover, E. (2019). Indigenous food sovereignty in the United States: Restoring cultural knowledge, protecting environments, and regaining health. University of Oklahoma Press.

Moyo, S., Jha, P., & Yeros, P. (2013). The classical agrarian question: Myth, reality and relevance today. Agrarian South: Journal of Political Economy, 2(1), 93–119.

Moyo, S., & Yeros, P. (2011). Reclaiming the nation: The return of the national question in Africa, Asia and Latin America. Pluto Press.

Ocasio-Cortez, A. (2019, 12 Şubat). Text – H.Res.109 – 116th congress (2019-2020): Recognizing the duty of the federal government to create a green new deal (2019/2020).

OSAE. (2020, March 7). Pour un « Nouveau Deal Vert Agricole Tunisien » ; OSAE prend l’initiative! OSAE.

Ossome, L. (2020). The agrarian question of gendered labour in Sam Moyo’s scholarship. In P. Jha, P. Yeros, & W. Chambati (Eds.), Rethinking the social sciences with Sam Moyo (pp. 65–80). Tulika Books.

Ossome, L., & Naidu, S. (n.d.). The agrarian question of gendered labour. Springer.

Patnaik, U. (2015). The origins and continuation of first world import dependence on developing countries for agricultural products. Agrarian South: Journal of Political Economy, 4(1), 1–21.

Patnaik, U., & Patnaik, P. (2021). Capital and imperialism: Theory, history, and the present. NYU Press.

Pearce, F. (2019, 30 Eylül). In Israel, questions are raised about a forest that rises from the desert. Yale E360.

People’s Agreement of Cochabamba. (2010, 24 Nisan). World people’s conference on climate change and the rights of mother earth.

Perry, K. (Forthcoming). Financing a global green new deal: Between techno-optimist renewable energy futures and taming financialization for a new “civilizing” multilateralism. Development and Change.

Plan for Climate Change and Environmental Justice. (2020). Başkanlık için Joe Biden: Resmi kampanya sitesi.

Pollin, R. (2018). De-growth vs. a green new deal. New Left Review, 112.

Rifkin, J. (2019). The green new deal: Why the fossil fuel civilization will collapse by 2028, and the bold economic plan to save life on earth. St. Martin’s Press.

Roberts, J. T., & Parks, B. (2006). A climate of injustice: Global inequality, north-south politics, and climate policy. MIT press.

Robinson, K. S. (2018, 20 Mart). Empty half the earth of its humans. It’s the only way to save the planet. The Guardian.

Rodney, W. (2012). How Europe underdeveloped Africa. Pambazuka Press.

Rosset, P. M., Machín Sosa, B., Roque Jaime, A. M., & Ávila Lozano, D. R. (2011). The Campesino-to-Campesino agroecology movement of ANAP in Cuba: Social process methodology in the construction of sustainable peasant agriculture and food sovereignty. The Journal of Peasant Studies, 38(1), 161–191.

Sari, D. (1977). L’homme et l’érosion dans l’Ouarsenis (Cezayir).

Schmitz, O. (2016). How “natural geoengineering” can help slow global warming. Yale E360.

Schuster, R., Germain, R. R., Bennett, J. R., Reo, N. J., & Arcese, P. (2019). Vertebrate biodiversity on indigenous-managed lands in Australia, Brazil, and Canada equals that in protected areas. Environmental Science and Policy, 101, 1–6.

Selwyn, B. (2021). A green new deal for agriculture: For, within, or against capitalism? The Journal of Peasant Studies, 0(0), 1–29.

Senate Democrat’s Special Committee on Climate Crisis. (2020). The case for climate action: Building a clean economy for the American people. ABD Senatosu.

Shaw, A., & Wilson, K. (2019). The Bill and Melinda Gates Foundation and the necro-populationism of “climate-smart” agriculture. Gender, Place & Culture, 27(3), 370–393.

Smith, B. (2020). Microsoft commits to achieve “zero waste” goals by 2030. Resmi Microsoft blogu, 4 Ağustos.

Spratt, D., & Dunlop, I. (2018). What lies beneath: The understatement of existential climate risk. Breakthrough National Centre for Climate Restoration.

Submission by the Plurinational State of Bolivia. (2010, 1 Haziran). World people’s conference on climate change and the rights of mother earth.

The Biden Plan to Build a Modern, Sustainable Infrastructure and an Equitable Clean Energy Future. (2021). Başkanlık için Joe Biden: Resmi kampanya sitesi.

The Red Nation. (2021). The red deal: Indigenous action to save our earth. Common Notions.

Tsui, S., Jie, D., Yonghai, L., Xiaodan, D., Wong, E., & Tiejun, W. (2013). The development trap of financial capitalism: China’s peasant path compared. Agrarian South: Journal of Political Economy, 2(3), 247–268.

UNCTAD. (2019). Financing a global green new deal. Birleşmiş Milletler, Cenevre. Çeşitli kaynaklardan. (2020). Pacto Ecosocial Latinoamericano. Pacto Ecosocial Latinoamericano.

Vera, F. W. M. (2000). Grazing ecology and forest history. CABI.

Vettese, T. (2018). To freeze the Thames, NLR 111, Mayıs–Haziran 2018. New Left Review, 111.

Warlenius, R. (2012). Calculating climate debtA proposal. ISEE 2012.

Warlenius, R., Pierce, G., & Ramasar, V. (2015). Reversing the arrow of arrears: The concept of “ecological debt” and its value for environmental justice. Global Environmental Change, 30, 21–30.

Weisbrot, M., & Sachs, J. (2019). Punishing civilians: US sanctions on Venezuela. Challenge, 62(5), 299–321.

Wilson, E. O. (2016). Half-earth: Our planet’s fight for life. Liveright Publishing Corporation.

Wolfe, P. (2016). Traces of history: Elementary structures of race. Verso Books.

World Economic Forum. (2016). The fourth industrial revolution will be driven by renewable energy.