Polen Dergi | Şubat 2022 | Sayı 4

0
1060

Polen Dergi’nin 4. sayısını okumak için tıklayınız.

Polen Dergi’nin 4. sayısını pdf olarak okumak için tıklayınız.

Bir çıkış var elbette, yaşadığımız toplumsal sorunların çözümü sadece bireysel olarak bizde değil; engellenen, yasaklanan, cezalandırılan, dayanışmayı rekabetle değiştirmeye çalışarak yıpratılan birliğimizde. Bu yüzden de 4.sayımızın dosya konusunu “Sınıfın Ekolojik Yaraları” olarak belirledik.

İşçi sınıfının direnişini selamlıyoruz. Yeni günler, yeni anlamlar getirecek ve yaşanacak bir gezegen için bugünkü mücadelemiz sürecek.

Polen Dergi Şubat sayısına 2022 yılının ilk ayında raporlama ekibimizin gündem takibiyle hazırlanan almanak çalışmasını sunarak başlıyor.

Ekolojik çöküşü ne nükleer ne de her türden yenilenebilir enerji türüne hızlı geçiş durdurabilir “Nükleer Felaketi Yeşile Boyayamazsınız!” metni Polen Ekoloji’ den giriş metni olarak paylaşmayı kıymetli buluyoruz. Adil geçiş sermaye tarafından yönetilmemeli, işçi sınıfı tarafından yönetilmeli. Bu yönüyle buluşulan eko sosyalist bir toplum ve iklim adaleti için uluslararası bir hareket ağı oluşturma gayesinin izini Müge ERTÜRK ve Derya SEVER’ in “5. Uluslararası Eko sosyalistler Buluşması” metninde sürüyor.

İstanbul’un gıda, ekoloji, ekonomi problemlerinin temelinde elbette ülkenin problemleri yatmaktadır. Üretilen çözümlerin kapsamı da buna model olabilecek bir çerçevede ilerlemeli, ulusal gıda politikasına zemin hazırlayacak nitelikte, bütüncül çözümler üretilmelidir diyerek rotayı çizen Fırat Can TOKURİ, “İstanbul Gıda Strateji üzerine bir değerlendirme” metnine imza atıyor.

Yerüstü Su Kalitesi Yönetmeliği 16 Haziran 2021’de Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifi’ ne göre uyumlandırıldığı duyurularak değiştirildi ve ‘kötü kalite’ çok kirli suların sınıflandırıldığı dördüncü sınıf kaldırıldı. Bursa Su Kolektifi, “Yönetmelik Değişti Kirli Su ‘Temiz’ Oldu” diyerek kamuoyuna Nilüfer Çayı örneği üzerinden sesleniyor.

Uluslararası sahnede hangi anlaşmalar yapılırsa yapılsın, iklim adaleti anlaşmaları ancak ulus-devlet sistemi içinde ve eşitsiz birikimin arka planına karşı ve buna direnmeye çalışılarak bir politika biçimi alabilir diyerek halkın açısından bir perspektif sunan Max Ajl ile söyleşiyi İbrahim ERKOL okurlarımızla paylaşıyor.

1984’te İsveçli şirket Boliden; yüksek oranda arsenik, cıva, kadmiyum ve kurşun içeren yaklaşık 20.000 ton zehirli atığı Şili’nin Arica kasabasına boşalttı ve zamanla atıl hale gelen zehirli atıklarla dolu bu alan, bölge çocuklarının oyun alanına dönüştü. Müge ERTÜRK, “Arica: Bir Ekolojik Emperyalizm Örneği” diyor. Nüfus Sorunu’nu kaleme almış olduğu metin ile niteleyen Hakan YURDANUR farklı yaklaşımları ele alıyor.

İşçilerin maruz kaldığı kirletici parametreleri değerlendirerek meslek hastalıklarını ele alan Sultan GÜLSÜN, küresel kirlilik kalıplarını şekillendiren derin adaletsizlikleri “Ekosistemler ve işçilerin yer yükünde ortaklaşmış maruziyetleri” metni ile hatırlatıyor.

Son zamanlarda sıkça gündemimize düşen intiharların toplumsal niteliği üzerine ortak bir tartışma yürüterek insan doğası üzerinden bu intiharlara bakmaya çalışan kolektifimiz üyelerinden sevgili Derya, Onur, Cansu, Tülin ve Müge, “Yaşama dürtüsünden vazgeçiren bir yaşama mahkum muyuz?” metnine imza atıyor.

Tartışma kapsamlı, süreç çetrefilli; peki ama bu neden son dönemde emek-ekoloji gündemlerinde öne çıktı? sorusuyla sacayaklarından birini oluşturan Onur YILMAZ, “Adil Dönüşüm: Sömürüyü görünmez kılan bir kavram” başlığını verdiği çalışmasını okurlarımızın dikkatine emanet ediyor. Onur Hamzaoğlu’nun hazırladığı Sanayi Doğa ve İnsan kitabını inceleyerek değerlendiren Cemil AKSU, enerji ve maden şirketlerinin çevresel yıkımlarına odaklanan ekoloji hareketinin tekil/sorun odaklı olma halinden çıkması, “alternatif” arayışları, stratejik düzeyde bütün küresel ilişkilerle birlikte ele almanın zorunluluk olduğunu göstermesi yanında ayrıca ÇED mücadelesinin SED mücadelesi ile birleştirilmesinin önemini de ortaya koymaktadır tespitini ve dahasını sunuyor.

Bu sayımızda Polen Çocuk’un eksikliğini hemen farkedeceksiniz. Merak etmeyin, bir aksilik yok. Daha iyi şeyler için kısa bir ara sadece. Önümüzdeki sayılarda yeniden sizlerle olacak. 

İyi okumalar diliyoruz.