Toprak İşçilerinden İklim Direncine Halkların Mirası: Köylü Agroekolojisi

La Via Campesina Avrupa Koordinasyonu’nun (ECVC) agroekolojiyi tanımladığı ve 15 Nisan’da yayımladığı raporun değerlendirildiği bu yazı Polen Dergi'nin 6. sayısında yer almıştır.

0
74
Agroekoloji

Fosil yakıt endüstrisinin bir sonucu olan ulus ötesi gıda sistemi, iklim krizinin de bir nedenini oluşturuyor ve küresel emisyonlarının yüzde 55’ine varana dek eklemlenebiliyor. Bu sistem insanları topraktan uzaklaştırmakla kalmayıp bölgeler arasında şiddeti ve eşitsizliği teşvik ediyor.

La Via Campesina Avrupa Koordinasyonu’nun (ECVC) agroekolojiyi tanımladığı ve 15 Nisan’da yayımladığı “ECVC’YE GÖRE KÖYLÜ AGROEKOLOJİSİ” belgesi, Nyéléni Uluslararası Agroekoloji Forumu ile ECVC Agroecology’nin çalışmasına dayanmaktadır. Agroekolojiyi, belirli tekniklerin ve uygulamaların ötesinde, bireysel ve kolektif bir dönüşüm süreci olarak anlatıyor bu belge. Amaç ise petrol ve diğer fosil yakıtlardan bağımsız, köylü özerkliğine dayalı bir tarım. Zirai kimyasallar olmadan arazileri koruyan bir tarım sistemi için de agroekolojiye ihtiyaç duyuyoruz. Süreçlerin ve uygulamaların her ölçekte yerel koşullara uyarlandığı kapsamlı bir bakış açısına ulaşmamız için altı temel ilke yer alıyor.

1. Dünyaya, müştereklere, doğaya ve tüm yaşam formlarına karşı farkındalık oluşabilmesi; sevgi ve saygıya dayanır.
2. Biyoçeşitlilik, sistemler arasında uyumlu olarak desteklenmelidir.
3. Geleneksel tarım bilgisi çeşitli bağlamları ve gerçekleri içinde korur, paylaşır ve bir havuzda toplar. Çiftçiden çiftçiye nesiller arası aktarımı ve alışverişi geliştirir. Gözlem, yaratıcılık ve sürekli öğrenme yoluyla zorlukların üstesinden gelmek için araçlar sağlar.
4. Büyük ve küçük, kırsal ve kentsel topluluklar arasında güveni ve işbirliğini beslemek önemlidir.
5. Tohum, toprak, su ve müşterekler hakkı gibi haklarımız, agroekolojinin ön koşulları arasındadır. Agroekoloji, gücü merkezden uzaklaştırmanın ve köylü bağımsızlığını geri kazanmanın bir yoludur.
6. Tabanımızı güçlendirmek ve siyasi gündemimizi ilerletmek için gıda egemenliği meşru direniştir.

Monokültür bitkilerini yetiştirmek için geniş araziler kullanmak, sağlıklı ve yerel gıda sağlama yeteneğini önemli ölçüde azaltacaktır. Biyolojik çeşitliliği ve ekolojik krizleri ele almak için hiçbir şey yapmayarak kırsal istihdamı artırmak mümkün değil. 500 yılı aşkın bir süredir, sömürgeye dönüşen kurumsal ataerkil gıda sistemi, insanların ve gezegenin ürettiği birikmiş serveti kontrol edenler tarafından doğal sistemlerin çöküşünün çok sayıda sinyalini görmezden geldi. GDO’ları ve zirai kimyasalları küçük ölçekli tarıma entegre etmek için kapitalist bilim ve teknolojiyi “azgelişmişliğin” ve dünyanın sözde “eğitimsiz” şeklinde etiketlediği köylülerin karşı karşıya olduğu sorunlara çözümler olarak konumlandırılıyor olması küresel kapitalizm tarafından devam ettirilmektedir. John Deere, Bayer-Monsanto, Syngenta, Cargill, Nestlé, WalMart ve diğerleri gibi büyük gıda ve tarım işletmeleri de dahil olmak üzere iklim krizini tetikleyenlere fayda sağlayan sonsuz birikim döngüleri bunun açıkça örneğidir.

Köylü agroekolojisi

Ekonomik faaliyetler ekolojik sınırlar içinde gelişir ve ne pahasına olursa olsun kapitalist çıkarlar tarafından yönlendirilir. Yerleşik dengeli toplumların yaratılması ise çiftçilerin ve toplulukların kendi kaderini tayin ve özerklik haklarını tanıyan haklarla mümkündür. Bu fikirden hareket ile köylü agroekolojisinin ilkeleri nedir, gelin göz atalım.

  • Köylü agroekolojisi doğaya karşı değil, doğa ile birlikte hareket eder.
  • Köylü agroekolojisi, biyoçeşitlilik ilkelerine dayanır. Toprağın üretken, sağlıklı ve esnek olması için dış girdilere ihtiyaç duyulmadığına inanır. Monokültürleri, GDO’lu ürünleri ve zirai kimyasalların kullanımını desteklemez.
  • Köylü agroekolojisi, geleneksel çiftçi bilgisine dayanmaktadır ve gıda üretimi ile çevredeki ekosistemler arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak için tarımsal uygulamaların başlangıcından beri açık kaynaktır.
  • Köylü agroekolojisi, bilimsel bilgiyle birleştirilmiş yataylık ve adalet ilkelerine dayalı çeşitli ve bölgesel bilgilere saygı duyar. Çiftçiden çiftçiye, nesiller arası ve deneyimsel öğrenme süreçlerine dayanır ve tarımsal uygulamalarda yerel aidiyet rolünü meşrulaştırır.
  • Köylü agroekolojisi, mevcut ekonomik paradigmanın kasıtlı olarak dışında durur:
    dayanışma, işbirliği ve değişim ilkelerine dayanır. Kısa gıda zincir sistemleri için yerel ve döngüsel çaba gösterir.
  • Köylü agroekolojisi, toplumdaki iktidar yapılarına kalıcı olarak meydan okur ve tahakkümün gücünü, bütünü önemseyenler tarafından tanımlanan bir liderliğe dönüştürür.
  • Köylü agroekolojisi, eşitliğe yönelik bir hareketi temsil eder ve üretimde kadınların, gençlerin ve sistematik olarak marjinalleştirilmiş toplulukların önemini vurgular. Bu nedenle sosyal, çevresel ve iklim adaleti için mücadele eden diğer hareketlerle ilişki kurabilir.